Kamulaştırma sürecinde idare her zaman taşınmazın tamamını değil, yalnızca ihtiyaç duyulan kısmını kamulaştırabilir. Bu durum, uygulamada kısmi kamulaştırma olarak adlandırılır. Kısmi kamulaştırma sonucunda taşınmazın bir bölümü idare tarafından alınırken, geriye kalan kısmın malik üzerinde kalmaya devam etmesi söz konusu olur.
Ancak taşınmazın bir bölümünün kamulaştırılması, çoğu zaman geriye kalan kısmın ekonomik değerini, kullanım imkânını veya taşınmazdan sağlanan faydayı olumsuz yönde etkileyebilir. Bu nedenle kısmi kamulaştırma yalnızca kamulaştırılan bölümün bedelinin ödenmesiyle sınırlı bir süreç değildir; arta kalan kısmın uğradığı değer kaybı da hukuken ayrıca değerlendirilir ve gerekli şartların varlığı hâlinde tazmin edilmesi gerekir.
Bu yazıda; kısmi kamulaştırma sonucunda arta kalan kısmın değer kaybı bedelinin nasıl ve hangi şartlarda talep edilebileceği, değer kaybı tazminatının ne zaman ve nasıl istenebileceği ile dava sürecine ilişkin temel hususlar ele alınacaktır.
Yazı İçeriği
1. Kısmi Kamulaştırma Nedir?
Kısmi kamulaştırma, idarenin kamu yararı amacıyla bir taşınmazın tamamını değil, yalnızca ihtiyaç duyulan kısmını kamulaştırmasıdır. Bu durumda taşınmazın bir bölümü idareye geçerken, geriye kalan kısmın mülkiyeti malik üzerinde kalmaya devam eder. Özellikle yol, enerji hattı, altyapı veya benzeri kamu projelerinde taşınmazın tamamına ihtiyaç duyulmaması hâlinde kısmi kamulaştırma yoluna başvurulmaktadır.
1.1. Kısmi Kamulaştırmanın Hukuki Dayanağı
Kısmi kamulaştırmanın hukuki dayanağı, başta 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu olmak üzere ilgili mevzuat hükümleridir. Kanunun özellikle 12. maddesinde, taşınmazın bir kısmının kamulaştırılması hâlinde arta kalan kısmın değerinde meydana gelen azalışın dikkate alınacağı açıkça düzenlenmiştir. Bu düzenleme ile kanun koyucu, yalnızca kamulaştırılan bölümün bedelinin ödenmesini yeterli görmemiş; geriye kalan kısmın değerinde meydana gelen olumsuz etkilerin de malik açısından tazmin edilmesini öngörmüştür.
Dolayısıyla kısmi kamulaştırma, yalnızca bir alanın alınması değil, taşınmazın bütününe etkisi bakımından değerlendirilmesi gereken bir süreçtir.
Konuyla ilgili detaylı bilgi almak için Kamulaştırma Nedir? Şartları ve Hukuki Süreci başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz.
1.2. Arta Kalan Kısım Nedir?
Arta kalan kısım, kısmi kamulaştırma sonucunda taşınmazın kamulaştırılmayan ve malik üzerinde kalmaya devam eden bölümünü ifade eder. Bu bölüm, kamulaştırma işleminden doğrudan etkilenebilir ve çoğu zaman önceki kullanım amacını tam olarak sürdüremeyebilir.
Örneğin taşınmazın bir kısmının yol yapımı için kamulaştırılması sonucunda geriye kalan alanın şeklinin bozulması, yüzölçümünün küçülmesi, ulaşım bağlantısının zayıflaması veya ekonomik bütünlüğünün zarar görmesi mümkündür. Bu nedenle arta kalan kısmın durumu, kamulaştırma sürecinin önemli bir parçası olarak ayrıca değerlendirilir.
1.3. Arta Kalan Kısmın Değer Kaybı (Değer Azalışı) Ne Demektir?
Arta kalan kısmın değer kaybı, kısmi kamulaştırma sonucunda taşınmazın kamulaştırılmayan bölümünün ekonomik değerinde meydana gelen azalmayı ifade eder. Bu değer kaybı, yalnızca yüzölçümünün küçülmesinden ibaret değildir; taşınmazın kullanım imkânının daralması, şeklinin bozulması, erişim olanaklarının azalması veya ekonomik verimliliğinin düşmesi gibi nedenlerle ortaya çıkabilir.
Hukukumuzda, arta kalan kısmın değerinde meydana gelen bu azalışın tazmin edilmesi mümkündür. Hatta bazı durumlarda, arta kalan kısmın ekonomik olarak kullanılamaz hale gelmesi hâlinde, malik kalan bölümün tamamının kamulaştırılmasını talep edebilir.
2. Arta Kalan Taşınmazda Değer Kaybı ve Tazminat Esasları
Kısmi kamulaştırma sonucunda taşınmazın bir bölümünün idare tarafından alınması, çoğu zaman geriye kalan kısmın ekonomik değerini ve kullanım imkânını doğrudan etkileyebilir. Bu nedenle kamulaştırma sürecinde yalnızca kamulaştırılan bölümün bedelinin belirlenmesi yeterli değildir; arta kalan kısmın değerinde meydana gelen azalışın da ayrıca değerlendirilmesi gerekir. Hukukumuzda, kısmi kamulaştırma nedeniyle arta kalan taşınmazın değerinde bir düşüş meydana gelmesi hâlinde, bu değer kaybının malike tazmin edilmesi esastır.
Ancak her kısmi kamulaştırma işlemi otomatik olarak değer kaybı doğurmaz. Arta kalan kısmın önceki kullanım amacını sürdürebilmesi, ekonomik bütünlüğünü koruyabilmesi veya yeni durumunun taşınmazın değerini önemli ölçüde etkilememesi hâlinde değer kaybı tazminatı söz konusu olmayabilir. Bu nedenle değer kaybının varlığı, somut olayın özelliklerine göre teknik inceleme ve bilirkişi değerlendirmesi ile belirlenir.
Konuyla ilgili detaylı bilgi almak için Kamulaştırma Bedelinin Tespiti ve Tescili Davası başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz.
2.1. Değer Kaybına Yol Açan Durumlar (Geometrik Bozulma, Erişim Sorunları vb.)
Arta kalan taşınmazın değerinde azalma meydana gelmesine yol açabilecek birçok farklı durum bulunmaktadır. Bu durumlar, taşınmazın fiziksel yapısını, kullanım amacını veya ekonomik değerini doğrudan etkileyebilir. Uygulamada değer kaybına yol açan başlıca haller şunlardır:
- Taşınmazın geometrik bütünlüğünün bozulması (parselin şeklinin düzensiz hale gelmesi)
- Taşınmazın yol veya ulaşım bağlantısının zayıflaması ya da tamamen ortadan kalkması
- Taşınmazın yüzölçümünün kullanım açısından elverişsiz hale gelmesi
- Tarımsal arazilerde üretim bütünlüğünün bozulması veya verimliliğin azalması
- Yapılaşma imkânının daralması veya imar açısından değer kaybı oluşması
- Taşınmazın ekonomik kullanım amacının değişmesi veya sınırlanması
- Gürültü, titreşim, çevresel etkiler veya güvenlik riskleri nedeniyle kullanım değerinin azalması
Bu tür durumların varlığı hâlinde arta kalan taşınmazın piyasa değeri düşebilir ve malik açısından ekonomik kayıp ortaya çıkabilir. Değer kaybının olup olmadığı, yalnızca yüzölçüm değişikliğine bakılarak değil; taşınmazın genel kullanım özellikleri ve ekonomik değeri birlikte değerlendirilerek belirlenir.
2.2. Değer Kaybı Bedelinin Hesaplanma Usulü (Bilirkişi Yöntemleri)
Arta kalan taşınmazda meydana gelen değer kaybının tespiti, teknik bir değerlendirme gerektirdiğinden genellikle bilirkişi incelemesi yoluyla yapılır. Mahkeme tarafından görevlendirilen bilirkişi heyeti, taşınmazın kamulaştırma öncesi ve sonrası durumunu karşılaştırarak arta kalan kısmın değerinde meydana gelen değişimi belirler. Bu değerlendirme yapılırken taşınmazın niteliği, kullanım amacı, imar durumu, yüzölçümü, konumu ve ekonomik değeri gibi unsurlar dikkate alınır.
Değer kaybı bedeli hesaplanırken temel olarak, taşınmazın kamulaştırma öncesindeki değeri ile kamulaştırma sonrasında arta kalan kısmın değeri arasındaki fark esas alınır. Başka bir ifadeyle, taşınmazın ekonomik değerinde meydana gelen gerçek azalma tazminatın temelini oluşturur. Bu hesaplama yapılırken emsal satışlar, piyasa koşulları, kullanım imkânları ve taşınmazın gelecekteki ekonomik potansiyeli gibi kriterler de değerlendirilir.
Uygulamada değer kaybı bedelinin doğru ve adil şekilde belirlenmesi, çoğu zaman davanın en önemli aşamasını oluşturur. Bu nedenle bilirkişi raporunun içeriği, kullanılan yöntemler ve hesaplama kriterleri yargılama sürecinde dikkatle incelenmekte ve taraflarca itiraz konusu yapılabilmektedir.
3. Arta Kalan Kısmın Değer Kaybı Bedeli Ne Zaman ve Nasıl Talep Edilir?
Kısmi kamulaştırma sonucunda arta kalan taşınmazın değerinde bir azalma meydana gelmesi hâlinde, malik bu değer kaybının tazmin edilmesini talep edebilir. Ancak bu talebin ileri sürülmesi belirli usul kurallarına ve özellikle de süre şartına bağlıdır. Değer kaybı tazminatı, genellikle kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescili davası sırasında talep edilmekte olup, bazı durumlarda ayrı bir talep veya itiraz şeklinde de ileri sürülebilmektedir. Bu nedenle malikin, kamulaştırma sürecini yakından takip etmesi ve haklarını süresi içinde kullanması büyük önem taşır.
3.1. Değer Kaybı Tazminatı Hangi Aşamada Talep Edilir?
Değer kaybı bedeli çoğunlukla kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescili davası sırasında talep edilir. Malik, arta kalan kısmın değerinde azalma meydana geldiğini ileri sürerek bu hususun bilirkişi incelemesi ile belirlenmesini isteyebilir. Mahkeme, gerekli görmesi hâlinde taşınmaz üzerinde keşif yapılmasına ve bilirkişi raporu düzenlenmesine karar verir.
Uygulamada değer kaybı talebinin açık ve net şekilde ileri sürülmesi önemlidir. Aksi hâlde mahkeme yalnızca kamulaştırılan bölümün bedelini belirlemekle yetinebilir.
3.2. Değer Kaybı Tazminatında 30 Günlük Hak Düşürücü Süre
Kamulaştırma hukukunda arta kalan kısmın değer kaybına ilişkin en önemli hususlardan biri, 30 günlük hak düşürücü süredir. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu uyarınca malik, kamulaştırma işlemi sonucunda arta kalan kısmın değerinde azalma meydana geldiğini ileri sürmek istiyorsa, bu talebini belirli bir süre içinde mahkemeye bildirmek zorundadır.
Bu süre, kural olarak kamulaştırma işleminin veya kamulaştırma bedeline ilişkin işlemlerin malike tebliğ edilmesinden itibaren işlemeye başlar. Sürenin geçirilmesi hâlinde ise değer kaybı talep etme hakkı ortadan kalkar.
3.3. Hak Düşürücü Sürenin Kaçırılmasının Sonuçları
Hak düşürücü süre içinde talepte bulunulmaması hâlinde, arta kalan kısmın değerinde gerçekten bir azalma meydana gelmiş olsa bile bu zarar daha sonra talep edilemez. Bu nedenle uygulamada en sık karşılaşılan hak kayıplarından biri, değer kaybı talebinin süresi içinde ileri sürülmemesidir.
Maliklerin çoğu zaman yalnızca kamulaştırılan bölümün bedeline odaklandığı, arta kalan kısmın değerinde meydana gelen azalışı ise süresi geçtikten sonra fark ettiği görülmektedir. Oysa kanun, bu talebin belirli bir süre içinde açıkça ileri sürülmesini zorunlu kılmaktadır.
4. Kısmi Kamulaştırma Nedeniyle Açılacak Tazminat Davasında Yargılama Süreci
4.1. Görevli ve Yetkili Mahkeme
Kısmi kamulaştırma nedeniyle arta kalan taşınmazın değer kaybına ilişkin tazminat talepleri, kural olarak kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescili davasını görmekle görevli mahkemede ileri sürülür. Bu davalarda görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi, yetkili mahkeme ise taşınmazın bulunduğu yer mahkemesidir.
Uygulamada değer kaybı talebi çoğu zaman kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescili davası içinde ileri sürülmekte olup, bu talebin ayrı bir dava açılarak ileri sürülmesi de mümkündür. Ancak hak düşürücü süreler nedeniyle talebin zamanında ve doğru mercide ileri sürülmesi büyük önem taşır.
4.2. Deliller ve İspat
Kısmi kamulaştırma sonucunda arta kalan taşınmazın değerinde bir azalma meydana geldiğinin ispatı, davanın en önemli aşamalarından birini oluşturur. Bu nedenle mahkeme, genellikle taşınmaz üzerinde keşif yapılmasına ve bilirkişi incelemesine karar verir.
Değer kaybının tespiti sırasında özellikle şu deliller önem taşır:
- Tapu kayıtları ve kadastro belgeleri
- İmar planları ve imar durumu belgeleri
- Kamulaştırma işlemlerine ilişkin resmi belgeler
- Taşınmazın kullanım durumunu gösteren bilgi ve belgeler
- Emsal satış kayıtları
- Bilirkişi raporu ve keşif tutanakları
Uygulamada bilirkişi raporu, değer kaybının varlığı ve miktarının belirlenmesinde belirleyici rol oynar. Bu nedenle bilirkişi incelemesinin kapsamı ve kullanılan hesaplama yöntemleri taraflar açısından dikkatle incelenmeli ve gerektiğinde rapora itiraz edilmelidir.
4.3. Yargılama Giderleri ve Vekâlet Ücreti
Kısmi kamulaştırma nedeniyle açılan tazminat davalarında yargılama giderleri ve vekâlet ücreti, davanın sonucuna göre taraflara yükletilir. Davanın kabul edilmesi hâlinde, yargılama giderleri ile vekâlet ücreti kural olarak idare üzerinde bırakılır. Davanın reddedilmesi durumunda ise bu giderler davacı tarafa yükletilebilir.
Ayrıca kamulaştırma davalarında bilirkişi ücreti, keşif gideri ve diğer yargılama masrafları da yargılama giderleri kapsamında değerlendirilir. Bu nedenle dava açılmadan önce olası giderlerin ve sürecin dikkatle değerlendirilmesi, hak kaybı yaşanmaması açısından önem taşır.

