Kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat davası, idarenin bir taşınmaza kamulaştırma yapmadan veya kamulaştırma bedelini ödemeden fiilen ya da hukuken müdahale etmesi sonucu, taşınmaz malikinin uğradığı zararın giderilmesi amacıyla açılan bir tazminat davasıdır. Bu dava ile malik, taşınmazın bedelinin ödenmesini, müdahalenin önlenmesini veya uğradığı zararın tazmin edilmesini talep edebilir.
Uygulamada kamulaştırmasız el atma çoğu zaman yol yapılması, park düzenlenmesi, elektrik hattı geçirilmesi veya imar planı ile taşınmazın kullanımının uzun süre engellenmesi şeklinde ortaya çıkar. Bu tür müdahaleler, mülkiyet hakkının ihlali anlamına gelir ve malike dava açma hakkı verir.
Bu yazıda, kamulaştırmasız el atma nedeniyle açılan tazminat davasının hukuki şartları, talep edilebilecek haklar, tazminatın nasıl hesaplandığı ve yargılama süreci uygulamaya dönük şekilde ele alınacaktır.
Yazı İçeriği
1. Kamulaştırmasız El Atma Nedir?
Kamulaştırmasız el atma; idarenin bir taşınmaza kamulaştırma usulünü işletmeden veya kamulaştırma bedelini ödemeden fiilen müdahale etmesi ya da aldığı idari kararlarla taşınmazın kullanımını önemli ölçüde kısıtlaması sonucu ortaya çıkan hukuka aykırı bir müdahaledir. Bu durumda idare, mülkiyet hakkını sınırlamakta ancak kamulaştırma hukukunun öngördüğü usul ve güvenceleri yerine getirmemektedir.
Anayasa’nın 46. maddesi uyarınca kamulaştırma ancak taşınmazın gerçek karşılığının peşin ödenmesi şartıyla yapılabilir. Bu nedenle kamulaştırma yapılmaksızın taşınmaza müdahale edilmesi, mülkiyet hakkının ihlali niteliğinde olup, taşınmaz malikine kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat davası açma hakkı verir.
1.1. Kamulaştırmasız El Atma Türleri
Kamulaştırmasız el atma, müdahalenin niteliğine göre genel olarak fiili el atma ve hukuki el atma olmak üzere ikiye ayrılır. Bu ayrım, davanın hangi mahkemede açılacağı (görevli mahkeme), ispat araçları ve tazminatın belirlenmesi bakımından büyük önem taşır.
- Fiili El Atma
Fiili el atma, idarenin taşınmaza doğrudan fiziksel müdahalede bulunması ve taşınmazı fiilen kullanmaya başlaması durumudur.
En Sık Karşılaşılan Örnekler:
- Altyapı Çalışmaları: Taşınmaz üzerinden yol, su hattı veya kanalizasyon geçirilmesi.
- Üst Yapı Çalışmaları: Taşınmaz üzerine okul, hastane, karakol veya park yapılması.
- Enerji Nakil Hatları: Araziden elektrik hattı geçirilmesi veya pilon (direk) dikilmesi.
- İşgal: Taşınmazın herhangi bir tesis kurulmaksızın depo, şantiye veya otopark olarak fiilen kullanılması.
Fiili el atmada taşınmaz malikinin mülkiyet hakkı somut ve fiziksel bir şekilde ihlal edilir.
- Hukuki El Atma
Hukuki el atma ise idarenin fiziksel bir müdahalede bulunmamasına rağmen, aldığı idari kararlar (genellikle imar planları) nedeniyle taşınmazın kullanımının uzun süre engellenmesi veya mülkiyet hakkının özünün zedelenmesi durumudur.
konuyla ilgili detaylı bilgi almak İçin Hukuki El Atma (İmar Kısıtlaması) Nedir? başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz.
En Sık Karşılaşılan Örnekler:
- İmar Kısıtlamaları: Taşınmazın imar planında “yeşil alan”, “park” veya “okul alanı” olarak ayrılması ve üzerinden 5 yıl geçmesine rağmen kamulaştırılmaması.
- Eylemsizlik: Kamulaştırma kararı alınmasına rağmen idarenin süreci tamamlamaması ve mülk sahibini belirsizliğe terk etmesi.
- Ekonomik Kayıp: Taşınmazın fiilen kullanılabilir olmasına rağmen, hukuki kısıtlamalar nedeniyle satılamaz veya üzerine inşaat yapılamaz hale gelmesi.
Önemli Ayrım:
Fiili el atma durumunda davalar genel olarak Asliye Hukuk Mahkemeleri‘nde görülürken; hukuki el atma nedeniyle açılacak davalar kural olarak İdare Mahkemeleri‘nde çözümlenmektedir. Yazımızın devamında özellikle “Fiili El Atma” nedeniyle açılan tazminat davalarına odaklanacağız.
2. Kamulaştırmasız El Atmanın Şartları
Kamulaştırmasız el atmanın varlığından söz edilebilmesi için, idarenin taşınmaza yönelik müdahalesinin belirli hukuki unsurları taşıması gerekir. Bu unsurlar, hem doktrinde hem de yargı kararlarında kamulaştırmasız el atmanın tespiti bakımından temel kriterler olarak kabul edilmektedir.
- Taşınmazın Özel Mülkiyete Konu Olması
Kamulaştırmasız el atmanın varlığından söz edilebilmesi için, müdahale edilen taşınmazın gerçek kişilere veya özel hukuk tüzel kişilerine ait olması gerekir. Kamu malları üzerinde yapılan işlemler kamulaştırmasız el atma olarak nitelendirilmez.
- Müdahalenin Kamulaştırma Yetkisine Sahip Bir Kamu İdaresi Tarafından Yapılması
Kamulaştırmasız el atma, ancak kamulaştırma yetkisine sahip bir kamu tüzel kişisinin taşınmaza müdahale etmesi halinde söz konusu olur. Bu nedenle müdahalenin belediye, bakanlık, il özel idaresi veya benzeri bir kamu idaresi tarafından gerçekleştirilmiş olması gerekir.
- Müdahalenin Kamu Yararı Amacıyla Yapılması
Kamulaştırmasız el atma genellikle kamu hizmetinin yürütülmesi amacıyla gerçekleştirilen müdahaleler sonucunda ortaya çıkar. Yol yapılması, altyapı tesis edilmesi veya taşınmazın kamu hizmetine ayrılması gibi işlemler bu kapsamda değerlendirilir.
- İdarenin Taşınmaza Sahiplenme İradesiyle Hareket Etmesi
Kamulaştırmasız el atmanın varlığı için idarenin taşınmaza geçici değil, kalıcı nitelikte bir müdahalede bulunması ve taşınmazı iade etme niyetinde olmaması gerekir. Başka bir ifadeyle, müdahalenin süreklilik arz etmesi ve taşınmazın kamu hizmeti amacıyla fiilen kullanılmaya başlanmış olması gerekir.
- Taşınmazın Malik Tarafından Kullanımının Engellenmiş Olması
İdarenin müdahalesi sonucunda taşınmaz malikinin taşınmaz üzerindeki tasarruf yetkisinin fiilen ortadan kalkması veya önemli ölçüde sınırlandırılması gerekir. Taşınmazın kullanılamaz hale gelmesi veya ekonomik değerinin ciddi şekilde azalması bu şartın gerçekleştiğini gösterir.
3. Kamulaştırmasız El Atma Durumunda Açılabilecek Davalar
Kamulaştırmasız el atma halinde taşınmaz maliki, idarenin hukuka aykırı müdahalesine karşı bir veya birden fazla dava açabilir. Açılacak dava türü, müdahalenin niteliğine, taşınmazın kullanım durumuna ve müdahalenin kalıcı olup olmamasına göre değişir.
Uygulamada kamulaştırmasız el atma durumunda en sık açılan davalar aşağıda yer almaktadır.
3.1. Kamulaştırmasız El Atma Nedeniyle Tazminat Davası
Kamulaştırmasız el atma halinde en temel dava, taşınmazın gerçek değerinin idare tarafından ödenmesi talebiyle açılan tazminat davasıdır. Bu dava, özellikle taşınmazın yol, park veya altyapı gibi kamu hizmetine kalıcı olarak tahsis edildiği ve iadesinin fiilen mümkün olmadığı durumlarda açılır.
Mahkeme, taşınmazın dava tarihindeki gerçek değerini bilirkişi incelemesi ile belirler ve bu bedelin taşınmaz malikine ödenmesine karar verir.
3.2. Ecrimisil (Haksız Kullanım Tazminatı) Davası
İdarenin taşınmazı kamulaştırma yapmadan kullanması halinde, taşınmaz maliki taşınmazın kullanıldığı süreye ilişkin kullanım bedelinin tazminini talep edebilir. Bu talep uygulamada ecrimisil olarak adlandırılır.
Ecrimisil davası ve talebi, taşınmazın fiilen kullanıldığı süre boyunca malikin mahrum kaldığı kullanım gelirinin karşılığıdır ve çoğu durumda taşınmaz bedeli talebi ile birlikte ileri sürülebilir.
3.3. Müdahalenin Önlenmesi (El Atmanın Kaldırılması) Davası
Kamulaştırmasız el atma henüz kalıcı nitelik kazanmamışsa veya taşınmazın kamu hizmetine tahsis edilmesi zorunlu değilse, malik idarenin müdahalesinin sona erdirilmesini talep edebilir. Bu dava sonucunda mahkeme, hukuka aykırı müdahalenin kaldırılmasına ve taşınmazın malik tarafından yeniden kullanılabilmesine karar verebilir.
Bu nedenle taşınmazın iadesi, çoğu durumda ayrı bir dava konusu değil, müdahalenin önlenmesi kararının doğal bir sonucu olarak ortaya çıkar.
4. Kamulaştırmasız El Atma Davasında Tazminat Nasıl Hesaplanır?
Kamulaştırmasız el atma nedeniyle açılan davalarda tazminat, taşınmazın dava tarihindeki gerçek değeri esas alınarak hesaplanır. Mahkeme, taşınmazın değerini idarenin belirlediği bir bedel üzerinden değil, bağımsız bilirkişiler tarafından yapılan teknik inceleme sonucunda belirler. Bu hesaplama yapılırken kamulaştırma hukukunda geçerli olan değerleme esasları uygulanır.
Tazminatın belirlenmesinde temel ilke, taşınmaz malikinin uğradığı zararın tam olarak giderilmesidir. Bu nedenle taşınmazın geçmişteki değeri veya idarenin yaptığı yatırımlar değil, taşınmazın dava tarihindeki ekonomik ve hukuki durumu esas alınır.
- Tazminatın Hesaplanmasında Esas Alınan Temel İlke: Gerçek Değer
Kamulaştırmasız el atma davalarında tazminat, taşınmazın gerçek ve güncel değeri üzerinden belirlenir. Bu değer, taşınmazın serbest piyasa koşullarında alım satıma konu olması halinde ulaşabileceği bedeli ifade eder.
Bu nedenle:
- Taşınmazın geçmişteki değeri
- İdarenin yaptığı yatırım nedeniyle oluşan değer artışı
- Gelecekte beklenen muhtemel kazançlar
kural olarak tazminat hesabında dikkate alınmaz.
- Tazminatın Hesaplanmasında Dikkate Alınan Kriterler
Mahkeme, taşınmazın değerini belirlerken teknik bilirkişi raporuna dayanır ve aşağıdaki unsurları dikkate alır:
- Taşınmazın niteliği (arsa, arazi, tarla vb.)
- Yüzölçümü
- Konumu ve ulaşım imkânları
- İmar durumu
- Kullanım şekli
- Emsal satışlar
- Gelir durumu (özellikle tarım arazilerinde)
- Üzerinde bulunan yapı veya tesisler
- Taşınmazın değerini etkileyen diğer objektif unsurlar
Bu kriterler, uygulamada 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 11. maddesinde düzenlenen değerleme esaslarına dayanmaktadır.
- Arsa ve Arazi Ayrımına Göre Değerleme Yöntemi
Kamulaştırmasız el atma davalarında taşınmazın arsa veya arazi niteliğinde olması, uygulanacak değerleme yöntemini doğrudan etkiler.
Arsa niteliğindeki taşınmazlarda değerleme genellikle emsal satış karşılaştırma yöntemi ile yapılır. Aynı bölgede bulunan benzer taşınmazların satış değerleri incelenerek taşınmazın piyasa değeri belirlenir.
Arazi niteliğindeki taşınmazlarda ise çoğunlukla gelir yöntemi uygulanır. Bu yöntemde taşınmazın yıllık net geliri, üretim kapasitesi ve ekonomik verimliliği dikkate alınarak değer hesaplanır.
- Faiz ve Değerleme Tarihi
Kamulaştırmasız el atma davalarında tazminat yalnızca taşınmazın değerinden ibaret değildir. Mahkeme, taşınmaz bedeline ayrıca faiz uygulanmasına da karar verir.
Uygulamada:
- Taşınmaz bedeli dava tarihindeki değere göre belirlenir
- Faiz de aynı şekilde dava tarihinden itibaren işletilir
Bu düzenleme, malikin uzun süre taşınmazından mahrum kalması nedeniyle uğradığı ekonomik kaybın giderilmesini amaçlar.
5. Kamulaştırmasız El Atma Davasında Yargılama Süreci
Kamulaştırmasız el atma davaları, idarenin taşınmaza yönelik hukuka aykırı müdahalesinin varlığının ve bu müdahale nedeniyle doğan zararın tespiti amacıyla açılan tazminat davalarıdır. Bu davalarda mahkeme, öncelikle taşınmaza fiilen el atılıp atılmadığını ve müdahalenin hukuka aykırı olup olmadığını inceler; ardından taşınmazın değeri ve uğranılan zararın miktarı bilirkişi incelemesi ile belirlenir.
Kamulaştırmasız el atma davaları kural olarak yazılı yargılama usulüne tabidir ve yargılama süreci belirli usul adımlarından oluşur.
5.1. Görevli ve Yetkili Mahkeme
Görevli Mahkeme: Kamulaştırmasız el atma nedeniyle açılan tazminat davalarında görevli mahkeme, kural olarak Asliye Hukuk Mahkemesidir.
Yetkili Mahkeme: Taşınmazın bulunduğu yer mahkemesidir.
5.2. Zamanaşımı ve Süreler
Kamulaştırmasız el atma davalarında zamanaşımı, müdahalenin niteliğine göre değerlendirilir.
Özellikle fiili el atma durumunda, idarenin müdahalesi devam ettiği sürece zamanaşımı işlemez. Çünkü müdahale süreklilik arz eden bir hukuka aykırılık niteliğindedir. Bu nedenle taşınmaz maliki, müdahale devam ettiği sürece her zaman dava açabilir.
Buna karşılık, ecrimisil gibi parasal talepler bakımından genel zamanaşımı süreleri uygulanabilir. Bu nedenle davada hangi talebin ileri sürüldüğü, süre bakımından ayrıca değerlendirilmelidir.
5.3. Deliller ve İspat
Kamulaştırmasız el atma davalarında davacı, taşınmaza idare tarafından müdahale edildiğini ve bu müdahalenin mülkiyet hakkını ihlal ettiğini ispat etmek zorundadır.
Bu davalarda en önemli deliller şunlardır:
- Tapu kayıtları
- İmar planları ve belediye yazışmaları
- Keşif ve bilirkişi incelemesi
- Hava fotoğrafları ve uydu görüntüleri
- Tanık beyanları (gerektiğinde)
Özellikle fiili el atma iddialarında mahallinde keşif yapılması ve taşınmazın mevcut durumunun teknik olarak tespit edilmesi çoğu zaman zorunlu hale gelir.
5.4. Yargılama Giderleri
Kamulaştırmasız el atma davalarında harç uygulaması genel tazminat davalarından farklıdır. Bu davalarda talep edilen bedel yüksek olsa dahi nispi harç değil, maktu harç uygulanır.
Bu nedenle davacı, dava açarken taşınmazın değeri üzerinden nispi harç ödemez; yalnızca maktu başvurma ve karar harcı öder. Yargılama sonunda davanın kabul edilmesi halinde, yapılan yargılama giderleri ve vekâlet ücreti kural olarak davalı idare üzerinde bırakılır.
Kamulaştırmasız el atma davalarında harcın maktu olması, yüksek bedelli taşınmazlarda dava açılmasını fiilen mümkün kılan önemli bir düzenlemedir
5.5. Vekâlet Ücreti
Kamulaştırmasız el atma davalarında vekâlet ücreti, davanın sonucuna göre belirlenir. Bu davalar niteliği itibarıyla bir haksız fiil tazminatı olarak değerlendirildiğinden, vekâlet ücreti bakımından uygulamada yerleşmiş özel bir kural bulunmaktadır.
Bu kapsamda:
- Davacı (taşınmaz maliki) davayı kazanırsa: Mahkeme, hükmedilen tazminat tutarı üzerinden nispi vekâlet ücretine karar verir ve bu ücret davalı idare tarafından ödenir.
- Davacı (taşınmaz maliki) davayı kaybederse: Mülkiyet hakkının korunması ilkesi gereği, davacı aleyhine yüksek tutarlı bir vekâlet ücretine hükmedilmez. Bu durumda davalı idare lehine yalnızca maktu vekâlet ücretine hükmedilir.
Bu uygulama, taşınmaz malikinin mülkiyet hakkını korumak ve yüksek bedelli taşınmazlar nedeniyle dava açma hakkının fiilen zorlaşmasını önlemek amacıyla kabul edilmiş yerleşik bir yargısal yaklaşımdır.
5.6. Faiz ve Değerleme Tarihi
Kamulaştırmasız el atma davalarında taşınmazın değeri kural olarak dava tarihindeki rayiç değer esas alınarak belirlenir. Faiz bakımından ise talebin niteliğine göre ayrı değerlendirme yapılır. Taşınmaz bedelinin tazmini taleplerinde faiz kural olarak dava tarihinden itibaren işletilir. Ecrimisil taleplerinde ise her dönem bakımından ayrı hesaplama yapılması gerekebilir. Bu nedenle değerleme tarihi ile faizin başlangıç tarihi her zaman aynı değildir.
5.7. Kanun Yolları
Kamulaştırmasız el atma davalarında verilen mahkeme kararlarına karşı taraflar, genel hükümlere göre istinaf ve temyiz kanun yollarına başvurabilir.
Bu davalarda verilen tazminat kararları kesinleşmeden icra edilebilir. Bu nedenle kanun yoluna başvurulmuş olması, kararın uygulanmasını kendiliğinden durdurmaz.
6. Karar ve Hukuki Sonuçları
Kamulaştırmasız el atma davası sonucunda mahkeme, taşınmaza idare tarafından hukuka aykırı şekilde müdahale edildiğini tespit ederse, taşınmaz malikinin uğradığı zararın giderilmesine karar verir. Bu karar, yalnızca bir tazminat hükmü değil; aynı zamanda mülkiyet hakkının ihlal edildiğinin yargısal olarak tespiti anlamına gelir.
Mahkemenin vereceği kararın başlıca hukuki sonuçları şunlardır:
6.1. Taşınmaz Bedelinin Tazminine Karar Verilmesi
Mahkeme, taşınmaza fiilen el atıldığını ve müdahalenin devam ettiğini tespit ederse, taşınmazın dava tarihindeki gerçek değeri üzerinden tazminata hükmeder.
Bu durumda:
- Belirlenen bedel davalı idare tarafından taşınmaz malikine ödenir
- Taşınmazın mülkiyeti kural olarak idareye geçer
- Taşınmaz üzerindeki tasarruf hakkı sona erer
Bu sonuç, uygulamada kamulaştırma yapılmadan fiilen gerçekleşmiş bir kamulaştırmanın hukuken tamamlanması anlamına gelir.
6.2. Ecrimisil ve Diğer Zararların Tazmini
Mahkeme, taşınmazın kamulaştırma yapılmadan kullanıldığını tespit ederse, taşınmaz bedeline ek olarak geçmişe dönük ecrimisil (haksız kullanım tazminatı) ödenmesine de karar verebilir.
Bu kapsamda:
- Taşınmazın kullanıldığı süreye ilişkin zararlar hesaplanır
- Tazminata faiz uygulanır
- Malik, kullanım hakkından mahrum kaldığı süre için ayrıca ecrimisil tazminatı alır.


Merhabalar, umarım sorunuma cevap alabilirim. Sorum kamulaştırmasız el koymadan tazminat davası. Annemin ananesine babasından kalma hisseli yerler var. 1989 yılında bu yerlere kimine el atılmış, kimine atılmamış. Annem şu an davada asli müdahil görünüyor.
Sebebi, annemin nenesi 2 kere evlenmiş. Ananem ilk evliliğinden; fakat ikinci kez evleneceği zaman ananemi akrabasına vermiş baksın diye. Ancak ikinci evliliğinden olan varisler ananemi her şeyden sildirmişler.
2017’de biri bize bunu söyledi. Biz de sonra dava açtık. Ananemin, nenemin çocuğu olduğu ispat davası ile ispatlandı ve 2021’de kamu davasına dahil olduk.
Fakat öğrenmek istediğim şu: 35 varis var. Annemlerin tarafı altı kişi. Annemin payı 84 görünüyor. Ama avukat 5’er bin lira anca düşer gibi bir rakamdan bahsediyor.
Neden bu kadar küçük rakamlardan bahsediliyor? Bu yerler Beylikdüzü, Büyükçekmece gibi yerlerde hisseli alanlar.
Cevap alabilirsem çok mutlu olurum.
Merhaba,
1958 yılında dedem dedesinden temessük senedi ile kadastro tespiti yaptırıyor, ve kadastroya adını yazdırıyor, askıda iken birisi itaraz edip varisi benim diye dava açıyor, davayı kaybediyor, yargıtaydan da geçerek varisin dedem olduğu kesinleşiyor.bu dava sürerken malik hanesi ek bir karar alınıp boş bırakılıyor.dedemde 1961 de yılında hazineye dava açıyor, varisin ben olduğum kesinleşti tapumu verin diye, bu arada 1965 yılında ölüyor.
1966 yılında ikinci bir kadastro tespiti yapılıp, başka bir şahıs adına yer tescil ediliyor, ve 1971 yılında bu kişiden hazine kamulaştırma bedelini ödeyip alıyor,
Sizden ricam ne yapmalıyız, bilgilendirwbilirseniz çok sevinirim
Şimdiden çok teşekkürler
Emel danişmend
Sayın avukatım tamamı 58 dönümlük tapulu tarla vasfında mülküyetimize.. 17.02. 2014 yılında Kültür ve turizm bakanlığı tarafından 1 derece sit alanı tescil kararı alınmıs ve bizlere yani maliklere herhangi bir tepligat yada kamulastırmayla alakalı herhangi bir bildiri verilmemiştir.. Bundan dolayı tarlamızda ekip biçme yada herhangi bir tarımsal anlamda bişey yapamıyoruz dolayısıyla 6 yıldır magduriyet yaşıyoruz .. Bizim malikler olarak hukuki olarak ne yapmamız gerekiyor ve nasıl bir yol izlememiz gerekiyor bilgilendirirseniz çok sevinirim.. İyi çalışmalar
müvekkile ait taşınmaza 6 yıl boyunca kamulaştırmasız el atılmıştır. 6. yılın sonunda verilen değer kabul edilmemiş ve davacı idare tarafından kamulaştırma bedel tespit davası açılmıştır. Cevap dilekçesinde kamulaştırmasız el atmayı nasıl ispatlayabiliriz veya ispatlamamıza gerek var mıdır? Ayrıca kamulaştırma bedel tespit davasında ecrimisil talep edebilir miyiz yoksa ayrı bir dava açmak zorunda mıyız. Son olarak bedelde değer artışı yaşanmazsa sadece ecrimisile karar verilirse bu nedenden dolayı davayı kazanmış olur muyuz ve yargılama giderleri karşı tarafa yüklenir mi? Şimdiden teşekkürler.
MERHABA;
KAMULAŞTIRMASIZ EL ATMA DAVALARINDA İSTİNAF MAHKEMESİ VE YARGITAY SÜRESİ NEDİR.
11 AY OLDU FAKAT HALA İSTİNAFTAN DOSYA ÇIKMADI
YARGITAYDA DA KİM BİLİR NE KADAR SÜRECEK.
BİLGİ VEREBİLİR MİSİNİZ ACABA?
1972 yılında imarlı iskanlı kat mulkiyetli tapulu 39 malikli olan kooperatif binasına 82 yılında imar planında okul alanı olarak ayrılmıs yıl oldu 2021 ne gelen var ne giden bu arada bina eskidi önümüzde deprem var kentsel dönüsüme gidemiyoruz imar yok burada biz malikler ne yapmalıyız ne önerirsiniz
Arazileri kamulaştırma yolu ile alınan ve bu araziler eğitim amaçlı yurt yapılması için ihaleye çıkan, ihaleyi kazanan firma bu arazilere İzmir’in en büyük alışveriş merkezini yapıyorsa neler yapılması gerekiyor? Arazi sonuçta kamu yararı amacı ile kullanılabilir ve yabancı özel bir şirkete bu araziler uzun vadeli, 49 yıllığına üst hakkı verilerek kiralama yapılıyor.
Cevabınız için teşekkür eder, başarılarınızın devamını dileriz.
Merhaba, bizim 1990’lı yıllarda 100 metrekare, resmi olarak 2,5 kat ruhsatlı yapılmış bir evimiz var. Belediye sonradan bizim mülkümüz üzerine %38,2 yola terk, %61,8 yeşil alan koymuş; ama senelerdir ne kamulaştırıyor ne de imarı düzeltiyor, bizi mağdur ediyor.
Evi satmak istiyorum, ancak imarından dolayı kimse almıyor ve senelerdir benden emlak vergisi alıyor.
Bana yol gösterirseniz çok sevinirim.